Güney Kore, Geomundo Adası
Yazar Adı: Elif
Takma Adı: -
Kamptaki Yaşı: 20
Ülke: Güney Kore
Şehir/Bölge: Geomundo AdasıTarih Aralığı: 27.07.2025 - 03.08.2025Kamp Kodu: IWO71
Editörün Notu: Dünya, keşfetmeye cesaret edenler için sonsuz bir kamp alanıdır. Bu satırlar bir bavulun değil, bir kalbin yolculuğu. Yazarımız Elif , sadece Güney Kore’ye gitmiyor — kültürlerin, dillerin ve dostlukların arasında kendi hikâyesini buluyor. Okurken hem bir kampın sıcaklığını hem de yeni bir dünyanın kapılarını hissedeceksiniz. Hazırsanız, sırt çantanızı takın. Macera başlıyor!
Editör: Ayşe Özkara Merhabalar, öncelikle hızlı bir giriş yaparak eğer bu blok yazısını okuyorsanız demektir ki kamplardan birine gitmeyi planlıyorsunuz ve kesinlikle gitmelisiniz demek istiyorum. Güney Kore yıllardır sıkı takip ettiği ülkelerden birisiydi. İlk zamanlar sadece K-pop’u takip ederken bu ilgi yavaşça dizilerine, Showlarına, kültürlerine hatta siyasetlerine kadar kaydı. Hatta Trot şarkılarını bile dinlemeye başlamıştım belli noktada. Bu denli ilgi duyunca içten içe ziyaret etme hevesim de başladı. Ama bu ziyaretin sadece bir turist gezisi olmasını istemedim ve nasıl gerçekten Kore kültürünü öğrenebileceğim bir yol bulurum diye araştırmaya başladım. Sonra bir anda arkadaşım GSM kamplarını önerdi. O gece saat gece üçe kadar kampları inceledik. Konumu nerde, tarihleri ne, neler yapılıyor? Bunlar sadece birkaç sorumdan biriydi. GSM’nin sayfasında bu sorularımın çoğunun cevabını bulabildim. Bulamadıklarım içinde arama hattında destek veren ekip ellerinden geleni yapıp aklımda soru kalmadan kamp başvuru sürecimi tamamlamama yardım etti.
Kampın ilk bilgilendirme toplantısında bile herkes çok mutlu ve arkadaş canlısıydı. Ekip lideri olan arkadaşım en küçük sorumu bile yanıtlamak için 6 saatlik fark ve dil farkına rağmen çaba göstererek yardımcı oldu. Hatta kampa gitmek için buluşacağımız Yeosu’ya ulaşım için biletlerimi bile ben sormadan o ayarladı. Kampa dünyanın bambaşka yerlerinden 20’den fazla katılımcı katılmıştı. Bu kadar fazla kültürü başka bir şekilde bir arada görebileceğimi sanmıyorum. Her ne kadar farklı yerlerden katılsak bile hiçbirimiz birbirimize karşı yabancı hissetmedik ama. Bunun en net örneği sanırım İtalyan ve Koreli katılımcılardı. İtalyan arkadaşlarım kelimelerin İngilizcesini hatırlayamadıklarında aralarında İtalyanca konuşup bize İngilizce özet geçiyorlardı. Aynı şekilde Koreli arkadaşlarım hem kendi aralarındaki konuşmaları hem adada İngilizce anlaşamadığımız yerel halkın konuşmalarını bizim için özet geçiyorlardı. Bu ufak kibarlık bile acaba aramızda dil bariyeri olacak mı diye endişelenen beni haksız çıkarmaya yetti. İngilizce benim her zaman en büyük kaygılarımdan biriydi. Ama kampı sorunsuz bitirip geldikten sonra artık kendime daha çok güveniyorum.
Kampta sabah kahvaltılarını ve akşam yemeklerini katılımcılar olarak biz hazırladık. Bu sayede herkes kendi kültüründen yemekleri diğer katılımcılara sunma fırsatı oldu. Aynı zamanda yemeklerden sonra bulaşık ve mutfak temizliği için de her gün bir grup görevliydi. Başta göz korkutucu gelse de bu işler sayesinde birlikte bir şeyler yaparak ilişkimizi güçlendirdik. Her akşam yemeğini biz hazırlamadık ama. Bazı günler de yerel lokantaya gidip geleneksel Kore lezzetlerini denedik. Her ne kadar benim için biraz fazla acı olsalar da uzun süredir yediğim en güzel yemeklerden biriydi. Aynı zamanda öğle yemekleri için her gün başka çeşitlerle açık büfe hazırlayan çift her ne kadar İngilizce konuşmasalar da bizimle çok güzel iletişim kurup bizi lezzetli yemeklerle besledi. Hatta yemeklerden sonra bazen karpuz bazen dondurma ikram ederek kibarlıklarını gösterdiler. Ama her şeyden daha kibarı bize evlerini açarak bateri çaldılar. O noktadan sonra artık sadece bize yemek hazırlayan bir restoran sahibi değil, gerçekten kampa destek veren sevgi dolu insanlar haline geldiler. Kamp sürecinde 2 gün yerel bir ilkokula giderek çocuklarla vakit geçirdik. Bütün çocuklar bizi gördüğü için çok heyecanlıydı. Bazıları bu heyecanı bizimle konuşarak gösterirken bazıları konuşmaya çekinerek gösterdi. En çok aklımda kalan öğrenci ilk gün yalnız kalmak istiyorum diyerek spor salonunun uzak köşesinde bekleyip, ikinci gün çekinmesine rağmen yanıma gelip sizin ülkenizi ve marşınızı biliyorum diyen tatlı öğrenciydi. Aynı öğrenci bayrak boyama etkinliğinde benimle Türk bayrağı çizip bana ismimi nasıl Korece yazacağımı öğretti. Ayrıca World Expo etkinliğinde benim yanıma gelen ilk o oldu.
Bu kamp bana çok fazla şey kattı bunlardan biri de 6 yıl boyunca adada sergilenip Türkiye’yi tanıtacak eserin benim tarafımdan yapılmış olması. Her şey bir yana o eseri ziyaret etmek için tekrar o adayı ziyaret edeceğime eminim. Eserleri yaptığımız her parça o adadan toplanan çöplerden oluşuyor. Bu çöplerin bazıları biz tarafından bazıları bize yardım eden sanatçı çift tarafından toplandı. Bu sayede hem çevre temizliği yaptık hem de geri dönüştürülebilir sanat eserleri oluşturarak ülkelerimizi tanıttık. Bize yardım eden sanatçı çift tam olarak tatlı sertti. Bize, Korece şakalaşarak eserlerimize yardım ettiler. Daha doğrusu biz onlara yardım ettik çünkü neredeyse sürecin çoğunu onlar kendileri ilerletti. Son gün hava şartlarından dolayı vedalaşmaya kalamasalar da hepimiz tişörtlerini imzalayıp mesajlarımızı ilettik. Son iki gün adada festival vardı. Hem yerel halkla biraz daha kaynaşma şansımız oldu hem de gönlümüzce eğlendik. Biz birlikte eğlenirken bizi gören herkes selam verdi. İlkokulda tanıştığımız çocuklar koşarak gelip sarıldı. O an adada sadece turist değil de gerçekten sevilen gönüllüler olduğumuzu hissettik. Bize yardımcı olan kamp liderimizi ve onun yardımcılarına teşekkür etmek istiyorum. Her ne kadar zor olsa da kampı çok güzel planlamışlardı. Hem serbest zamanımızda adayı keşfedip birbirimizle olan arkadaşlık bağlarını güçlendirdik hem de gönüllülük faaliyetleriyle birçok beceri kazandık. Bazen kuralları çiğnesek bile bize kızmadan sorunları hallettikleri için teşekkür ederim.
-Kuralları çiğneyip bize bu muhteşem gün batımını gösterdiği için ve son güne kadar kalmasa da bize dondurma ısmarlayarak veda eden Hyuk’a özellikle teşekkür ediyorum-
Her ne kadar daha birçok güzelliğinden bahsetmemiş olsam da kamp süreci muhteşem geçti. Tekrar kampa katılacağımdan çok eminim. Size de kesinlikle tavsiye ediyorum.
Merhabalar, öncelikle hızlı bir giriş yaparak eğer bu blok yazısını okuyorsanız demektir ki kamplardan birine gitmeyi planlıyorsunuz ve kesinlikle gitmelisiniz demek istiyorum. Güney Kore yıllardır sıkı takip ettiği ülkelerden birisiydi. İlk zamanlar sadece K-pop’u takip ederken bu ilgi yavaşça dizilerine, Showlarına, kültürlerine hatta siyasetlerine kadar kaydı. Hatta Trot şarkılarını bile dinlemeye başlamıştım belli noktada. Bu denli ilgi duyunca içten içe ziyaret etme hevesim de başladı. Ama bu ziyaretin sadece bir turist gezisi olmasını istemedim ve nasıl gerçekten Kore kültürünü öğrenebileceğim bir yol bulurum diye araştırmaya başladım. Sonra bir anda arkadaşım GSM kamplarını önerdi. O gece saat gece üçe kadar kampları inceledik. Konumu nerde, tarihleri ne, neler yapılıyor? Bunlar sadece birkaç sorumdan biriydi. GSM’nin sayfasında bu sorularımın çoğunun cevabını bulabildim. Bulamadıklarım içinde arama hattında destek veren ekip ellerinden geleni yapıp aklımda soru kalmadan kamp başvuru sürecimi tamamlamama yardım etti.
Kampın ilk bilgilendirme toplantısında bile herkes çok mutlu ve arkadaş canlısıydı. Ekip lideri olan arkadaşım en küçük sorumu bile yanıtlamak için 6 saatlik fark ve dil farkına rağmen çaba göstererek yardımcı oldu. Hatta kampa gitmek için buluşacağımız Yeosu’ya ulaşım için biletlerimi bile ben sormadan o ayarladı. Kampa dünyanın bambaşka yerlerinden 20’den fazla katılımcı katılmıştı. Bu kadar fazla kültürü başka bir şekilde bir arada görebileceğimi sanmıyorum. Her ne kadar farklı yerlerden katılsak bile hiçbirimiz birbirimize karşı yabancı hissetmedik ama. Bunun en net örneği sanırım İtalyan ve Koreli katılımcılardı. İtalyan arkadaşlarım kelimelerin İngilizcesini hatırlayamadıklarında aralarında İtalyanca konuşup bize İngilizce özet geçiyorlardı. Aynı şekilde Koreli arkadaşlarım hem kendi aralarındaki konuşmaları hem adada İngilizce anlaşamadığımız yerel halkın konuşmalarını bizim için özet geçiyorlardı. Bu ufak kibarlık bile acaba aramızda dil bariyeri olacak mı diye endişelenen beni haksız çıkarmaya yetti. İngilizce benim her zaman en büyük kaygılarımdan biriydi. Ama kampı sorunsuz bitirip geldikten sonra artık kendime daha çok güveniyorum.
Kampta sabah kahvaltılarını ve akşam yemeklerini katılımcılar olarak biz hazırladık. Bu sayede herkes kendi kültüründen yemekleri diğer katılımcılara sunma fırsatı oldu. Aynı zamanda yemeklerden sonra bulaşık ve mutfak temizliği için de her gün bir grup görevliydi. Başta göz korkutucu gelse de bu işler sayesinde birlikte bir şeyler yaparak ilişkimizi güçlendirdik. Her akşam yemeğini biz hazırlamadık ama. Bazı günler de yerel lokantaya gidip geleneksel Kore lezzetlerini denedik. Her ne kadar benim için biraz fazla acı olsalar da uzun süredir yediğim en güzel yemeklerden biriydi. Aynı zamanda öğle yemekleri için her gün başka çeşitlerle açık büfe hazırlayan çift her ne kadar İngilizce konuşmasalar da bizimle çok güzel iletişim kurup bizi lezzetli yemeklerle besledi. Hatta yemeklerden sonra bazen karpuz bazen dondurma ikram ederek kibarlıklarını gösterdiler. Ama her şeyden daha kibarı bize evlerini açarak bateri çaldılar. O noktadan sonra artık sadece bize yemek hazırlayan bir restoran sahibi değil, gerçekten kampa destek veren sevgi dolu insanlar haline geldiler. Kamp sürecinde 2 gün yerel bir ilkokula giderek çocuklarla vakit geçirdik. Bütün çocuklar bizi gördüğü için çok heyecanlıydı. Bazıları bu heyecanı bizimle konuşarak gösterirken bazıları konuşmaya çekinerek gösterdi. En çok aklımda kalan öğrenci ilk gün yalnız kalmak istiyorum diyerek spor salonunun uzak köşesinde bekleyip, ikinci gün çekinmesine rağmen yanıma gelip sizin ülkenizi ve marşınızı biliyorum diyen tatlı öğrenciydi. Aynı öğrenci bayrak boyama etkinliğinde benimle Türk bayrağı çizip bana ismimi nasıl Korece yazacağımı öğretti. Ayrıca World Expo etkinliğinde benim yanıma gelen ilk o oldu.
Bu kamp bana çok fazla şey kattı bunlardan biri de 6 yıl boyunca adada sergilenip Türkiye’yi tanıtacak eserin benim tarafımdan yapılmış olması. Her şey bir yana o eseri ziyaret etmek için tekrar o adayı ziyaret edeceğime eminim. Eserleri yaptığımız her parça o adadan toplanan çöplerden oluşuyor. Bu çöplerin bazıları biz tarafından bazıları bize yardım eden sanatçı çift tarafından toplandı. Bu sayede hem çevre temizliği yaptık hem de geri dönüştürülebilir sanat eserleri oluşturarak ülkelerimizi tanıttık. Bize yardım eden sanatçı çift tam olarak tatlı sertti. Bize, Korece şakalaşarak eserlerimize yardım ettiler. Daha doğrusu biz onlara yardım ettik çünkü neredeyse sürecin çoğunu onlar kendileri ilerletti. Son gün hava şartlarından dolayı vedalaşmaya kalamasalar da hepimiz tişörtlerini imzalayıp mesajlarımızı ilettik. Son iki gün adada festival vardı. Hem yerel halkla biraz daha kaynaşma şansımız oldu hem de gönlümüzce eğlendik. Biz birlikte eğlenirken bizi gören herkes selam verdi. İlkokulda tanıştığımız çocuklar koşarak gelip sarıldı. O an adada sadece turist değil de gerçekten sevilen gönüllüler olduğumuzu hissettik. Bize yardımcı olan kamp liderimizi ve onun yardımcılarına teşekkür etmek istiyorum. Her ne kadar zor olsa da kampı çok güzel planlamışlardı. Hem serbest zamanımızda adayı keşfedip birbirimizle olan arkadaşlık bağlarını güçlendirdik hem de gönüllülük faaliyetleriyle birçok beceri kazandık. Bazen kuralları çiğnesek bile bize kızmadan sorunları hallettikleri için teşekkür ederim.
-Kuralları çiğneyip bize bu muhteşem gün batımını gösterdiği için ve son güne kadar kalmasa da bize dondurma ısmarlayarak veda eden Hyuk’a özellikle teşekkür ediyorum-
Her ne kadar daha birçok güzelliğinden bahsetmemiş olsam da kamp süreci muhteşem geçti. Tekrar kampa katılacağımdan çok eminim. Size de kesinlikle tavsiye ediyorum.






Yorumlar
Yorum Gönder
Yorumunuz için teşekkürler! Yorumunuz editörümüz tarafından kontrol edildikten sonra yayınlanacaktır. - GSM