Almanya, Germersheim

Yazar Adı: Derin
Takma Adı: -
Kamptaki Yaşı:18 
Ülke: Almanya                                             
Şehir/Bölge: Germersheim
Tarih Aralığı: 26-07-2025 - 09-08-2025
Kamp Kodu:  ijgd 25338

Editörün Notu: Derin'in anlatımı, bir kamp deneyiminden çok daha fazlasını hissettiriyor: cesaret etmeyi, yola çıkmayı ve yolda dönüşmeyi… Başta zihni dolduran tüm o soruların yerini özgüvene ve keşfe bırakması hepimize tanıdık geliyor. Bu yazıda, farklı dillerin ötesinde kurulan bağları ve kısa sürede derinleşen dostlukları görmek mümkün. Duru’nun hikayesi bize şunu hatırlatıyor: Bazen sadece gitmek gerekir; gerisi zaten yolda şekillenir.

Editör:  Ayşe Özkara


Yazıya başlamadan önce fotoğraflara baktım ve resmen kampı tekrar yaşadım. Daha kampa gitmeden önce içimde hem büyük bir heyecan hem de tatlı bir korku vardı. Uçağa nasıl bineceğim, yolumu nasıl bulacağım, kaybolursam kiminle iletişime geçeceğim, bu on beş gün nasıl geçecek gibi sorular kafamın içinde dönüp duruyordu. Ancak uçaktan iner inmez bu düşüncelerin hepsi bir anda kayboldu. İnsan, zorunda kalınca her şeyi tek başına halledebiliyormuş; bunu orada çok net bir şekilde anladım.

Kamptaki ilk günüm:) Çok güzel bir yerde kalıyorduk. Oda arkadaşlarımla bu manzara karşısında oturup saatlerce sohbet etmiştik.

Kamptaki insanlarla anlaşıp anlaşamayacağımı ise hiç dert etmemiştim. Çoğunun ilk kez böyle bir deneyim yaşayacağını biliyordum. Hepimiz yaşıttık ve hepimiz aynı amaçla oradaydık. Gerçekten de bu konuda yanılmamışım. Kampa varır varmaz herkesin içinde büyük bir tanışma ve paylaşma isteği vardı. Dünyalar tatlısı kamp liderimiz hepimiz için eğlenceli oyunlar düşünmüştü ve tanışma faslını bu şekilde geçirdik. Böylece ilk günkü heyecanlarımızı ve korkularımızı da yavaş yavaş geride bırakmış olduk. Asıl eğlence ise tam o noktadan sonra başladı.


Biz sabahları çalışıp öğleden sonra gezmeye ayırmayı tercih ettik. Yani günün büyük bir kısmı bize kalıyordu. İş çıkışında tatlı şehrimizde bisikletle dolaşmak, nehir kenarına gitmek, bazen trene atlayıp büyük şehirleri gezmek… Hepsi tamamen bizim özgürlüğümüzdü. Şehir o kadar sakindi ki bisikletle her köşesini gezip yorulduğumuzda banklarda oturup sohbet eşliğinde atıştırmak (bazı alışkanlıklar hiç değişmiyor) insana inanılmaz bir huzur veriyordu. 


Tabii bu kadar huzur bize uzun süre yetmedi; kendimizi hemen büyük şehirlere atıyorduk.  Tabii bitkin düşüyorduk bu tempoyla:)


Dışarıda da birçok arkadaş edindim, pek çok farklı insan tanıdım. Dilimiz farklı olsa bile mutlaka anlaşmanın bir yolunu bulabiliyorduk. Bazen birkaç kelime, bazen bir gülümseme, bazen de sadece beden dili yetiyordu.


Ve kampın en güzel yanı neydi derseniz, hiç düşünmeden söyleyebilirim: kurduğum arkadaşlıklar. Bir daha birbirimizi görüp göremeyeceğimizi bilmememize rağmen aramızdaki bağlar çok samimiydi. Kısa sürede paylaşılan anılar, edilen sohbetler ve birlikte gülüp eğlenmeler bu kampı benim için unutulmaz kıldı.


E çalışırken de birkaç fotoğraf koyalım da ayıp olmasın🤭




Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Fransa, Pons

Estonya, Tallinn

Estonya, Tallinn